4 Cevap

+2 oy
Bir gün ayağımın etrafına bir yılan dolanmıştı ben de avazım çıktığı kadar bağırmıştım. Babaannem gelip yılanı başından yakaladı, yüzüme yüzüme sallayarak bundan mı korkuyon sen diye bağırdı. Babaannemden daha çok korktum yeminle.  Yılanı ısıracak galiba diye düşünürken, arkasına bakmadan fırlattı havaya doğru. Dedem arkada, incir ağacına hamak kurmuş uyuyor...
Dedem de korkmadı, gözünü açtı, eliyle karınca iter gibi itti. Ne kadar garip bilmiyorum ama başlığı görünce köyde yaşadığım bu olay geldi aklıma. Sevgiler.
+1 oy
Tele elim geçmişti ve kanamıştı, kuzenim de kendi elini kanatıp kan kardeş olmuştuk tek sorun bir köy düğününde olmamızdı bence :s
+1 oy
Mübadeleyle Türkiye'ye gelen atalarımızı bir Rum köyüne yerleştirmişler. Sonra da orada kimse kalmamış, herkes şehre göçmüş. Çok küçükken babam bizi köye götürmüştü. Bir cami, bir kilise, birkaç tane de ev vardı. Arabadan inip gezmeyi gerektirecek kadar bile büyük değildi. "Köyümüzü de görmedik demezsiniz." deyip gaza basmıştı. İlk ve tek köy anım. Benim için garipti.
0 oy
Küçükken gecenin bir saati , kuzenlerimle kuzuların ahırına gitmiştik, kuzuları seviyorduk, onlarla koşuyoruduk. Bir kuzunun boynuzunun kırıldığını gördük çok korktuk.Kuzenim boynuzu eline aldı. Derken büyükbabamın öhöhüsünü duyduk. Kuzenim ne yapayım ne yapayım derken, ben de yerine tak dedim ajajaja. Taktı tabi. Büyükbabam içeri girdi. Zaman dondu. Hepimiz kuzu kımıldamasın diye dua ediyoruz. Kuzu iki adım boynuz tak yerde.
Büyükbabam gülmeye başladı. Onu oraya kim taktı.
(Boynuz sabah kırılmış ahırda, biz o karanlıkta nasıl bulduysak)

Bunlara da göz atabilirsin

0 oy
86 gösterim
+5 oy
72 gösterim
0 oy
35 gösterim
8 Ağustos 2020 sed yazdı
+1 oy
46 gösterim
11 Temmuz 2020 sed yazdı
...