+5 oy
Felsefe
Doğu, mistik bir yapı üzerine bina edilmiş olan Hint
kültüründen etkilenmiştir. Ruhun tekâmülü düşüncesi
ile şekillenen Doğu’da hakikati arama çabasını gözlem-
leriz. Hakikate keşif, sezgi yolu ile ulaşılabileceği inan-
cı hâkimdir.
Doğu inançlarında, Batı’nın Tanrı’yı maddi açıdan
güçlü insan konumuna indirişinin tersine, ruhsal açıdan
güçlü görülen insanın değeri artırılıp tanrılık seviyesine
çıkarılmıştır. Bu değer yükselmesi Uzak Doğu dinle-
rinde paradoksal bir şekilde kişinin kendini Tanrı karşı-
sında aşağılaması ile de ilişkilidir. Yani yükselmek için
Tanrı’yı yücelt kendini aşağıla. Doğu dinlerindeki sı-
nırsız tevekkül, başa geleni kabullenme, kendini aşağı-
layarak yaratıcıya yaklaşma çabası farklı bir kölelik
ahlakını da beraberinde getirmiştir. Doğu düşüncesinde
maddi açıdan güçlü olmak yerine gizemli bilgilere
ulaşma gayreti ile yanıp tutuşma eğilimi vardır. Birey-
lerin birbirlerinden bağımsız olarak erdemli bir hayatın
peşinde olmaları istenir. Merhamet ve aşk ile harman-
lanmış bir yolun yolcusu olarak tanımlanır Doğu. Dış
görünüm pek bir öneme sahip değildir, önemli olan
gizemlerin peşinde göğün katlarını tırmanmaktır. Doğu
kültürü ruhsal değerler kültürüdür. Orijininde yüce de-
ğer vardır ve insan bu yüce değere karşı hayâ etmelidir,
dolayısıyla bedeni örtme eğilimi vardır.
Doğu inançlarında aşırılığa kaçış gizem, sihir, büyü,
ölülerden şefaat beklemek gibi hurafelere varır. Doğu
düşüncesinde mutluluk dünyadan kopmak, dünyanın
seni kuşatan istekleri ve esarete sürükleyici lezzetleri-
nin çarkından kurtulmak, maddeden uzaklaşmak ile
mümkündür. Öyle ki Doğu düşüncesinde eşyalar bile
maddiyattan uzaklaştırılmaya çalışılır. Geleneklerin ve
atasözlerinin hayat üzerinde büyük bir etkisi vardır. Çin
dolaylarında inanç gelenekler ve atasözleri ile direkt
bağlantılıdır.
İnsanlık tarihi boyunca ne Doğu mistisizmi ne de
Batı akılcılığı, insanların eşit olmaları gerektiği gerçe-
ğini düşünmek istememiştir. Güçten yoksun insan söz
konusu olduğunda hem Doğu’da hem Batı’da çok acı-
masız bir eşitsizlik ile hüküm verilmiştir. Doğu’nun
Brahmanları köleleri köle olarak ellerinde tutmak ama-
cıyla tenasüh (reenkarnasyon) inancını aryalardan alıp
sistemleştirmişler ve bu şekilde güçten yoksun insanları
kendi istekleri ile hüküm altında tutmayı başarmışlar-
dır. Cinsiyetler arasında ayırım yapıp kadını net bir
şekilde erkekten daha aşağıda görmüş, kadın olarak
doğmuş olmayı bir önceki hayatın kötü olduğuna delil
olarak kabul etmişlerdir. Hinduizm’in bir parçası haline
getirilen kast sistemi beş sınıftan oluşturulmuştur.
Birinci sınıf: Krallar, savaşçılar, egemen olanlar, kı-
saca en güçlülerin sınıfıdır.
İkinci sınıf: Din adamları sınıfıdır.
Üçüncü sınıf: Çiftçilerin sınıfıdır.
Dördüncü sınıf: Zanaatkarlar ve kölelerin sınıfıdır.
Beşinci sınıf: Aryai olmayanların sınıfıdır. Yani ar-
yaların baskınına uğrayan yerli halktır. Zulme en çok
uğramış olan sınıftır. Bu sınıftakiler en kirli işlerde ça-
lışırlar ve o kadar pis görülürler ki işverenleri ücretleri-
ni ellerine dokunmamak için ellerindeki tasa atar.
Tenasüh inancında hâlihazırda yaşadığın hayattaki
durumuna göre bir sonraki hayatında ya cezalandırılır-
sın ya da mükâfatlandırılırsın. Ailenin tabi olduğu sınıf
seni de mahkûm eder. Dolayısıyla suçluluk ya da
mükâfat doğum ile başlar. Yaşadığın sürece tabi oldu-
ğun sınıfı değiştiremezsin, sınıfının değişmesi için öl-
men lazım. İşte günümüzde de kimi zaman magazin
dünyası mensuplarının “ben inanırım, zaten geçmiş
hayatımda ordu komutanıydım, prensestim” dediği te-
nasüh inancının hayat hikâyesi budur. Dünyanın gördü-
ğü en ağır zulüm sistemlerinden biridir.
Hint kültüründeki kast sistemine benzer kastlar deği-
şik toplumlarda da yaşanmaktadır. Örneğin benzer kast
sistemi Güney Afrika’da siyahlar ile beyazlar arasında
görülmektedir. Beyazlar saygın işleri, siyahlar el emeği
gerektiren düşük seviyedeki işleri yaparlar. İki kast
arasında evlilik yasaktır ve üst kast temiz alt kast kirli-
dir. Beyaz gölgede dinlenecek ve zenci güneş altında
çalışacaktır. Bugün zengin ülkelerde sömürünün yönü
daha ziyade bedenden akıla yönelmişse de, uluslararası
insan ticareti, insan kaçakçılığı, çocuk kaçakçılığı, ka-
dın ticareti gibi beden köleliğine özgü yöntemleri de-
vam ettirenlerde bulunmaktadır. Kaçırılanlar zengin
ülkelerde hizmetçilik, organ ticareti, kaçak çalıştırma
ve fuhuş sektörlerinde çalıştırılmaktadırlar. Yani bugün
uluslararası camiada hala Brahmanlarınkine benzer bir
kast sisteminin varlığından söz edebiliyoruz. Ayrıca
bugün Doğu toplumları da Batı’nın vahşi aklına ulaş-
manın çabası ile çılgına dönmüş durumdadırlar. Doğu
bilgelerinin mücadeleleri hakkında bilgi verirken, Doğu
egemenlerinin insanları nasıl sömürdüklerine ara ara
değinileceği için şimdilik konuyu burada bırakıyoruz.
(M.M ADIGÜZEL - Beden köleliğinden akıl köleliğine insan kitabı sf. 13-14-15)

2 Cevap

+1 oy
Batı devrin gözdesi gibi görünse de bilakis Doğu'suz bir batı, vahapta su aramaya benzer.
+1 oy
Doğu ilhamdır, hayal gücüdür. Batı çelişki, ve sömürgecidir.
Adolf Hitlerin :Şimdi biz insanları ezdik sömürdük diyenler aptaldır,bugünkü konfora böyle ulaştık demesi. Her baktığım nesnenin bir emek olduğunu öğretti bana. Acaba hakkı olanı aldı mı diye düşündürttü...

Bunlara da göz atabilirsin

+4 oy
68 gösterim
+3 oy
51 gösterim
+3 oy
31 gösterim
+1 oy
51 gösterim
0 oy
33 gösterim
12 Aralık 2020 Felsefe cogito yazdı
...