Maksat muhabbet olsun diye başladık yazmaya ;
Yaş 13
Yer İstanbul
Mahallede yaz tatilinde çılgınlar gibi oyun oynuyoruz arkadaşlarımla aksama kadar eve girmek yok 1990'lar da oynanan hemen hemen her oyunun içinden geçiyoruz , tabi o zamanlar herkese bir lakap takma adeti vardı filmlerden dizilerden bulaşmış olsa gerek en hızlı kim koşar en iyi kim zıplar hoplar atlar falan filan , sokagimiz hatri sayılır derecede yokuş bir yerdi en hızlı kim sorusunun yanıtını almak için sokağın başından yokuşun bittiği yere kadar kosulacak geri dönüp finiş çizgisini geçen sokağın Gordon flaşı olacak tombik Mehmet hariç tabi o hakem oldu koşmaya başladık ben biraz geride kaldım sonra koşarken Gülşahi gördüm merdivenler de oturmuş bizi izliyor ayti'yi tutabilene aşk olsun nasıl yardiriyorum en önde kosan çocuğa üç beş boy fark attım yokuşun başına vardım geri koşmaya başladım en arkada kalan tıkanan çakal Carlos Mesut , ben hızımı almış bayır aşağı yardirdigim sırada çelmeyi bir taktı neye ugradigimi şaşırdım abi ben diyim 5 Metre sen de 10 mt ben yerde yüz üstü ellerim den kıvılcım çıkana kadar kaydım ama nasıl yanıyor ellerim off off acısını bugün gibi hatırlıyorum avucumun içinden kanlar süzülüyor taş ,toprak , çakıl, at , ne varsa girmiş içine , iki gözüm iki çeşme Gülşah koştu geldi yanıma biseyin var mı dedi ama nasıl ağlıyorum görmen lazım , ulan neyim olacak dünyam kararmış :) avuçlarımdan kan süzülüyor daha ne olsun , ağlama dedi beni kolumdan tutup kaldırırken ben de ki akla bak erkekliğe bok surmicem ya , ondan değil yarışı kaybettim ona ağlıyorum dedim :)))
Onların binasının merdivenine oturduk eve gitmem lazım ama eve gidersem annem sokağa salmaz bu halimi görürse , Gülşah bekle dedi evden biseyler alıp geleyim sağolsun iyi kızdı gerçi o zamanlar hemen hemen her insan iyiydi yada en azından iyilik duyguları şimdiki gibi kaybolmamisti .
Evden cımbız kolonyayi kapmis geldi önce elimi kolonya ile bayağı yıkadı gözlerimden alev çıktı resmen ama tabi belli eder miyim sence , etmem tabi :)) sonra kızcağız tek tek taş toprak ne varsa çıkardı bana da eve gidince ağrım olursa merhem krem neyim sür diye de tembih etti , benden bir yada iki yaş büyüktü Gülşah o elimi temizlerken ben durmuş altın sarısı saçlarını yüzüne düşen telleri üfleyerek savurmasini gulumserken yanaklarında oluşan gamzeleri bal köpüğü gözlerini kirpiklerini ellerinin narinligini hayran hayran izlerken biraderi Gürkan geldi beni de bayağı severdi başkası olsa ablama bu kadar yakın olmasını istemem ama seni seviyorum dedi utandım bişey diyemedim sonra döndü , mesuta bi tane çaktım öcünü aldım dedi yüzünde hınzır bir gülüşle . Bir kaç gün içinde elimin yaraları geçti ama o arada biz Gülşah ile bayağı yakinlastik sürekli konuşup gülüyoruz sokaktaki çocuklar oyuna çağırıyor ama gram umrumda değil onun yanından bir dakika ayrılmak işime gelmiyor , Gürkan vaziyeti çakmış olacak ki yanıma geldi zaten cakmasa şaşarım ablasının dibinden ayrılmıyorum bak dedi seni severim bilirsin ama ablama yanlış bişey yaparsan seni kimse elimden alamaz , dedim ayipsin kardeşim asla öyle bişey olmaz bende, her neyse abla kardeş konuşmuş olacaklar ki Gürkan o günden sonra bizim yanyana olmamıza bişey demedi . Aradan çok geçmedi bir kaç gün kadar anca , artık bunun adını koyma vakti geldi kızı sokak dışında başka bir mahalleye konuşmak için çağırdım kendimi söyleyeceğim kelimeler için hazırladım , ne tepki verecek bilemesem bile içimde kalacağına yüzüne söylemek en doğrusu geldi bana heyecandan kalbim kuş olmuş uctu uçacak saniyeler ay oldu resmen aradan epey bir zaman geçti ne gelen ne giden acaba yeri yanlış mı anladı diye düşündüm sonra biraz aşağı biraz yukarı derken bayağı bayağı vakit ilerledi gelen giden yok , sokağa döndüm kimseyi göremedim Gurkana seslendim cama çıkan olmadı . Döndüm eve gittim aradan bir kaç gün geçti Gurkani gördüm yanında babası hızlı hızlı yürüyüp gittiler yine bişey soramadım , sonra öğrendim ki Gülşah benim yanıma gelmeden önce annesi onu yukarı mahallede ki büyük markete göndermiş dönerken sokak aralarında hız yapan bir şehir magandasi kıza çarpıp kaçmış Gülşah hastanedeymis bir kaç gün yoğun bakım ardından normal servise almışlar kızı , kolunda bacağında göğüs kafesinde kırıklar yaralar varmış , ona söyleyeceğim bütün kelimeleri bir kağıda yazdım mahalleye döndüğünde geçmiş olsuna gidecek ve eline sikistiracaktim sonra da usulca çıkıp gidecektim lakin olmadı hastane sonrası kız korkudan mahalleye gelmek istememiş ailesi alıp onu memlekete götürmüş bir süre sonrada babası geldi evlerini yükledi memleketlerine temelli dönüş yaptılar .
O yazdığım kagittaki kelimeler safiyane duygular ve bir daha goremeyisim bende uhte olarak kaldı :(
Gülşah biliyorum geçmiş olsun bile diyemedim küçüktüm çocuktum yola çıksam kesin kaybolurdum bulamazdim hangi hastane , hangi servis , soyadini bile bilmiyordum ...
Sana hiç diyemedigim kagitta kalan kelimeler ve bogazimda oluşan düğümler , şimdi ise sana demek istediğim , nerde yaşıyorsan mutlu ve hayattan umutlusundur umarım , inşallah sana benzeyen senin gibi iyi yürekli ve güzel çocukların vardır , herşey gönlünce ve yüzünün saf güzelliği gibi olsun.
İmza : Yarışını kaybeden Gordon flaş ...
Yaş 13
Yer İstanbul
Mahallede yaz tatilinde çılgınlar gibi oyun oynuyoruz arkadaşlarımla aksama kadar eve girmek yok 1990'lar da oynanan hemen hemen her oyunun içinden geçiyoruz , tabi o zamanlar herkese bir lakap takma adeti vardı filmlerden dizilerden bulaşmış olsa gerek en hızlı kim koşar en iyi kim zıplar hoplar atlar falan filan , sokagimiz hatri sayılır derecede yokuş bir yerdi en hızlı kim sorusunun yanıtını almak için sokağın başından yokuşun bittiği yere kadar kosulacak geri dönüp finiş çizgisini geçen sokağın Gordon flaşı olacak tombik Mehmet hariç tabi o hakem oldu koşmaya başladık ben biraz geride kaldım sonra koşarken Gülşahi gördüm merdivenler de oturmuş bizi izliyor ayti'yi tutabilene aşk olsun nasıl yardiriyorum en önde kosan çocuğa üç beş boy fark attım yokuşun başına vardım geri koşmaya başladım en arkada kalan tıkanan çakal Carlos Mesut , ben hızımı almış bayır aşağı yardirdigim sırada çelmeyi bir taktı neye ugradigimi şaşırdım abi ben diyim 5 Metre sen de 10 mt ben yerde yüz üstü ellerim den kıvılcım çıkana kadar kaydım ama nasıl yanıyor ellerim off off acısını bugün gibi hatırlıyorum avucumun içinden kanlar süzülüyor taş ,toprak , çakıl, at , ne varsa girmiş içine , iki gözüm iki çeşme Gülşah koştu geldi yanıma biseyin var mı dedi ama nasıl ağlıyorum görmen lazım , ulan neyim olacak dünyam kararmış :) avuçlarımdan kan süzülüyor daha ne olsun , ağlama dedi beni kolumdan tutup kaldırırken ben de ki akla bak erkekliğe bok surmicem ya , ondan değil yarışı kaybettim ona ağlıyorum dedim :)))
Onların binasının merdivenine oturduk eve gitmem lazım ama eve gidersem annem sokağa salmaz bu halimi görürse , Gülşah bekle dedi evden biseyler alıp geleyim sağolsun iyi kızdı gerçi o zamanlar hemen hemen her insan iyiydi yada en azından iyilik duyguları şimdiki gibi kaybolmamisti .
Evden cımbız kolonyayi kapmis geldi önce elimi kolonya ile bayağı yıkadı gözlerimden alev çıktı resmen ama tabi belli eder miyim sence , etmem tabi :)) sonra kızcağız tek tek taş toprak ne varsa çıkardı bana da eve gidince ağrım olursa merhem krem neyim sür diye de tembih etti , benden bir yada iki yaş büyüktü Gülşah o elimi temizlerken ben durmuş altın sarısı saçlarını yüzüne düşen telleri üfleyerek savurmasini gulumserken yanaklarında oluşan gamzeleri bal köpüğü gözlerini kirpiklerini ellerinin narinligini hayran hayran izlerken biraderi Gürkan geldi beni de bayağı severdi başkası olsa ablama bu kadar yakın olmasını istemem ama seni seviyorum dedi utandım bişey diyemedim sonra döndü , mesuta bi tane çaktım öcünü aldım dedi yüzünde hınzır bir gülüşle . Bir kaç gün içinde elimin yaraları geçti ama o arada biz Gülşah ile bayağı yakinlastik sürekli konuşup gülüyoruz sokaktaki çocuklar oyuna çağırıyor ama gram umrumda değil onun yanından bir dakika ayrılmak işime gelmiyor , Gürkan vaziyeti çakmış olacak ki yanıma geldi zaten cakmasa şaşarım ablasının dibinden ayrılmıyorum bak dedi seni severim bilirsin ama ablama yanlış bişey yaparsan seni kimse elimden alamaz , dedim ayipsin kardeşim asla öyle bişey olmaz bende, her neyse abla kardeş konuşmuş olacaklar ki Gürkan o günden sonra bizim yanyana olmamıza bişey demedi . Aradan çok geçmedi bir kaç gün kadar anca , artık bunun adını koyma vakti geldi kızı sokak dışında başka bir mahalleye konuşmak için çağırdım kendimi söyleyeceğim kelimeler için hazırladım , ne tepki verecek bilemesem bile içimde kalacağına yüzüne söylemek en doğrusu geldi bana heyecandan kalbim kuş olmuş uctu uçacak saniyeler ay oldu resmen aradan epey bir zaman geçti ne gelen ne giden acaba yeri yanlış mı anladı diye düşündüm sonra biraz aşağı biraz yukarı derken bayağı bayağı vakit ilerledi gelen giden yok , sokağa döndüm kimseyi göremedim Gurkana seslendim cama çıkan olmadı . Döndüm eve gittim aradan bir kaç gün geçti Gurkani gördüm yanında babası hızlı hızlı yürüyüp gittiler yine bişey soramadım , sonra öğrendim ki Gülşah benim yanıma gelmeden önce annesi onu yukarı mahallede ki büyük markete göndermiş dönerken sokak aralarında hız yapan bir şehir magandasi kıza çarpıp kaçmış Gülşah hastanedeymis bir kaç gün yoğun bakım ardından normal servise almışlar kızı , kolunda bacağında göğüs kafesinde kırıklar yaralar varmış , ona söyleyeceğim bütün kelimeleri bir kağıda yazdım mahalleye döndüğünde geçmiş olsuna gidecek ve eline sikistiracaktim sonra da usulca çıkıp gidecektim lakin olmadı hastane sonrası kız korkudan mahalleye gelmek istememiş ailesi alıp onu memlekete götürmüş bir süre sonrada babası geldi evlerini yükledi memleketlerine temelli dönüş yaptılar .
O yazdığım kagittaki kelimeler safiyane duygular ve bir daha goremeyisim bende uhte olarak kaldı :(
Gülşah biliyorum geçmiş olsun bile diyemedim küçüktüm çocuktum yola çıksam kesin kaybolurdum bulamazdim hangi hastane , hangi servis , soyadini bile bilmiyordum ...
Sana hiç diyemedigim kagitta kalan kelimeler ve bogazimda oluşan düğümler , şimdi ise sana demek istediğim , nerde yaşıyorsan mutlu ve hayattan umutlusundur umarım , inşallah sana benzeyen senin gibi iyi yürekli ve güzel çocukların vardır , herşey gönlünce ve yüzünün saf güzelliği gibi olsun.
İmza : Yarışını kaybeden Gordon flaş ...