+1 oy
Geçmişteki yaşanmişlarin şimdiki yaşanmışlıklara etkisini idrak edebilmekten başka çaremiz
yok gibiydi.Zamanin diyalektiğinde anlam belirsizliğinde geri dönüşü olmayan hezeyanlar
yaşıyorduk.Mutlu olmanın sırrını bir türlü bir zeminde birarada toplaştıramıyorduk.Mutlu olmak
için uzaktan ütopyalarla mı kendimizi avutmalıydık, rüyalarla mi kendimizden geçmeliydik veya
sarhoşloğun en tepesinde mi mutlu olup gülümseyi meydana getirmeliydik.Geçmişi düşünüp
üzülürken bir başka geçmiş daha yaratıyorduk şimdiki zaman buhranlarında.Zamanı istemeden
birbirine gebe ediyorduk sonra ise mutsuzluğumuzla düşük yapıp kendimizi yeme fikriyle
başbaşa bırakıyorduk.En büyük korkumuz ise çıplak düşüncelerimizle karşı karşıya gelmek
oluyordu .Bizi korkutan neydi ki ? Cesurca düşünebiliyorduk mu veya bunu aktif bir söylemde
kendimize tercüme edebiliyor muyduk anlamadığımız bir lisandan .Aslında düşüncelerimize
haciz gelmişti bir başkasına peşkeş çekiyorduk değersizleştirmiştik karakterimizi
karaktersizleştirmiştik .Anlam veremiyorduk ikiyüzlü oluşlarimiza bedenimizi tarumar ediyordu
viran oluyordu tıpkı moğol ordusunun şehirleri tanınmayacak hale getirdiği gibi ...bizi biz
tanınmaz hale getiriyorduk.Mutlu olmak neydi acaba ,bu yaşadığımız çetrefilli ikiyüzlülük mü veya
yasayamadiğimiz ,tadına varamadigimiz bir başka duygu muydu ...sen bunu biliyor muydun ?
Kendine bir anlam veya anlamsızlık vermeye hazır mıydın?

1 cevap

0 oy
Erinmeden yazmışsın helal olsun :s

İlgili bir başlık bulunamadı

...