+3 oy
Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte gerçek hayatta sosyal olmak veya asosyal olmak kavramlarının kısmen karıştığı düşüncesindeyim. Hem birçok kişiyle muhattap olup hem de olmamak gibi. Herkeste farklı etkiler oluşturduğu kesin. Öyle bir şey ki gidip gerçek hayatta olsa konuşmaya cesaret edemeceğin insanlarla muhabbet edebilme, onlarla fikir alışverişinde bulunabilme şansına sahip olabiliyorsun.
Kullanılan her şeyde olduğu gibi bunun da zararı ve yararı oldukça fazla, iradene bağlı tabi...  Nereye gitmek, neler görmek, neler okumak istersen o tarafa gidebiliyorsun.

İpler kısmen elinde olduğundan, kendine, psikolojine, bildiklerine olan güvencenden dolayı sana dikta edilen algı ve değerlendirmelere asla kapılmayacağını iddia edip düşünüyorsun. Böyle düşünsen bile yine de ciddi manipülasyonlardan etkileniyorsun. Sosyal medya tarafından manipüle ediliyoruz.
Doğrusunu bildiğimiz yalanlara kapılıyoruz hatta zamanla inanıyoruz.

Herkes mutlu, herkes güzel, herkes başarılı, herkes zengin gibi duruyor.
Bir ben miyim başarısız, bir ben miyim mutsuz, fakir ve çirkin?

Telefonlarda fotoğraf düzenleme uygulaması olmayan var mı şu an? Hiç sanmıyorum! Hele bir de İnstagram kullanıcısıysa kesinlikle olmalı. Çünkü artık İnstagram indirmenin yanında bir promosyon gibi oldu, bu uygulamalar.
Zaruret gibi...

Bu söylenenleri hepimiz biliyoruz, farkındayım. Hatta üzerine Vine'lar çekip espriler yaptığımız bir mesele esasen.
Ama bu nasıl bir paradoks ki bildiğimiz halde kimimizin saatlerini vererek içinde kaldığı İnstagramdan çıkış yaparken kendisine gelen yetersizlik ve mutsuzluk hissini engelleyemeyip üstüne bir de kötü bir depresif hale bürünebiliyor.
Oytun Erbaş'ın dediği gibi 25 yaş sınırı mı getirilsin? Peki ya kalan insanlar ne olacak? Şaka değil, saatler geçiriyoruz burada. Ne yapmalı?

Yaştan ziyade, kullanım sınırı getirilebilir mi? Devlet yasası değil elbette ama hayatı orada yaşamaktansa orada kaldığın kadar kitap okumak, orada kaldığın kadar oturup düşüncelere dalıp tefekkür etmek, ibadetlerini bırakmayıp gerçek hayattan kopmayarak sorgulamayı unutmamak gerekiyor.
Kotasız olan internet paketlerimize karşı kotalı olan hayatlarımızın olduğunu hep hatırımızda tutarak bir farkındalık oluşturmalıyız.

1 cevap

0 oy
Evet maalesef sosyal medyayı oldukça fazla kullanıyoruz.Bu şu an için hoşumuza da gidiyor maalesef.Ama sosyal medyanın neleri hayatımızdan çaldığını uzun süre sonra farkedeceğiz gibi duruyor.
Z kuşağı dediğimiz gelecek nesil için de endişeleniyorum açıkçası.Benim gibi 90'larda yaşamış olanlar hayatlarında farklı tatlar almış olacaklar ama gelecek nesil direk teknolojinin içine doğuyor.

Sosyal medya,içine su doldurulan delik sürahi gibi.Günün başında olduğu gibi günün sonunda elimizde kalan bir delik sürahi hem de sudan dolayı  aşınmış ve eskimiş bir halde.

Bunlara da göz atabilirsin

+2 oy
61 gösterim
0 oy
16 gösterim
0 oy
30 gösterim
2 Temmuz 2020 sed yazdı
+4 oy
259 gösterim
...